|
Türkiye çeşitli enerji kaynaklarına sahip olmakla beraber
ürettiği toplam enerjinin yarıdan fazlasını ithalatla karşılamaktadır.
2007 yılı toplam enerji tüketimi 101.7 milyon
TEP olmuştur [1]. Enerji açığı 70 milyon TEP civarındadır.
Yapılan tahminlere göre 2010 yılında enerji açığı 96 milyon
TEP, 2020 yılında ise yaklaşık 200 milyon TEP olacaktır.
Giderek artan enerji açığının karşılanabilmesi için petrol,
doğal gaz ve taşkömürü gibi enerji hammaddelerinin ithalatına
da devam edilecektir [2].
Türkiye ‘nin çeşitli yenilenebilir enerji kaynakları ve büyük
bir potansiyeli vardır. Örneğin jeotermal potansiyeli dünya
toplamının yaklaşık %8 ini oluşturur. Coğrafi konumu nedeniyle
güneş potansiyeli de oldukça fazladır. Ölçümler
ortalama 3.6 kWh/m2gün güneş ışınımı aldığını göstermektedir.
Ayrıca hidrolik enerji üretebilecek çok sayıda su
kaynağına sahiptir. Rüzgâr enerjisi potansiyelinin ise 160
TWh olduğu tahmin edilmektedir [3].
Güneşin bir enerji kaynağı olarak kullanımı insanlık tarihi
ile beraber başlamasına rağmen çağdaş diyebileceğimiz
bir teknoloji olarak karşımıza yoğun olarak çıkışı
1970’lerin başında yaşanan birinci ve ikinci petrol krizi dönemleridir.
Ortadoğu’daki istikrarsızlık karşısında petrolün
Arap hükümetlerince politik amaçlarla kullanılması sonucu
ilk dünya çapında enerji krizi yaşanmış ve güneş enerjisi o
günlerde ciddi bir alternatif olarak ortaya atılmıştı. Çoğumuzun
hatırlayacağı üzere alternatif kaynaklara ve bu
arada güneş enerjisine verilen önem iki ana varsayımdan
kaynaklanıyordu:
• Petrol artık tükenmeye yüz tutmuştur ve mevcut kaynaklar
hızla tükenmektedir.
• Petrol siyasi bir karaktere bürünmüştür ve bu nedenle
fiyatı ekonomik dengeler dışında belirlenecektir.
Ancak, nasıl kriz öncesi yapılan enerji modelleri ve öngörümler
1970’lerin krizini tahmin etmekte yanıldıysa; aynı
şekilde kriz dönemi geliştirilen enerji senaryoları da yukarıdaki
iki varsayıma dayandırıldığı için ikinci bir yanılgı süreci
yaşanmıştır. Yine de, Türkiye’yi derinden etkileyen ilk
enerji krizi dönemi;
• Güneş toplayıcılarının
• Enerji tasarrufu ve etkin, rasyonel kullanımı kavramlarının
kalıcı olarak yaşamımıza girmesiyle sonuçlanmıştır.
1970 yıllarında yaşanan petrol ve enerji krizi sonucu, Türkiye’de
de önem kazanan güneş enerjisi ne yazık ki petrol
fiyatlarının zaman içinde düşmesi sonucu önemini yitirmiştir.
Son küresel ekonomik kriz öncesi artan petrol fiyatları
konuyu yine güncel hale getirmiş, daha sonra düşen
fiyatlar önceki kadar etkili olmamıştır. O dönemde başlayan
basit güneş toplayıcısı üretimi, üretici sayısının artması,
uygulamaların genellikle sıcak su üretimi olarak
Akdeniz ve Ege bölgelerinde yaygınlaşması olarak günümüze
kadar devam edegelmiştir. Bu arada birçok yabancı
firma da ürünlerini piyasaya arz etmiş, pahalı olmalarına
rağmen, yerli üretime göre daha kaliteli ve verimli olmaları
nedeniyle pazarda önemli paylar elde etmişlerdir.
Türkiye aslında güneş kuşağında yer alan ve güneşi bol
olarak tanınan bir ülkedir. Şekil 1 den de açıkça görüleceği gibi ülkenin hemen her yöresinde güneş enerjisi potansiyeli
1500 kwh/m2-yıl değerinin üzerindedir. Buna paralel
olarak bulutluluk ve berraklık değerleri de çok yüksek olarak
kabul edilmektedir. Buna rağmen resmi istatistiklere
göre 2000 yılında güneş enerjisinin toplam enerji tüketimindeki
payı %0.3’ü aşmamaktadır. Ancak, bu rakamın
kontrollü tüketim değerlerini içerdiğini tarımdaki kurutma
sürecini ve seralardaki yararlanma rakamlarını içermediğini
vurgulamakta yarar vardır.
GÜNEŞ ENERJİSİ TEKNOLOJİLERİ VE TÜRKİYE ‘DE DURUM
1. Isıl Teknolojiler
Isıl teknolojiler kendi aralarında üç grupta ele alınabilir.
• Türkiye’de yaygın olarak kullanılan sıcak su ısıtıcıları ve
havuz ısıtma teknolojileri
• Güneş ışığının herhangi bir şekilde odaklanarak yoğunlaştırılması
işleminin yer aldığı orta ve yüksek sıcaklık uygulamaları
• Isıtma ve havalandırmaya yönelik pasif güneş sistemi uygulamaları
Bu teknolojilerden sıcak su ısıtıcıları ve havuz teknolojileri
daha önce de vurgulandığı gibi ülke genelinde yaygın olarak
kullanılmaktadır. Kesin sayısı bilinmemekle birlikte
çoğu atelye çapında olmak üzere çok sayıda toplayıcı imalatcısı
olduğu (istatistiklere göre kalite belgesi olan üretici
sayısı 40’ın toplam üretici sayısı ise 150’nin üzerinde), kalitenin
pek yüksek olmadığı ve yılda yaklaşık 50.000 civarında
sıcak su ısıtıcısı sisteminin (100.000 toplayıcı)
pazarlandığı bilinmektedir. Bugüne kadar kurulan toplayıcı
sayısının 1.000.000‘u aştığı tahmin edilmektedir.
Araştırma olarak özel sektörde seçici yüzeyler üzerinde çalışma
ve üretim mevcuttur. İstanbul kökenli bir şirket aluminyum
üzerine seçici teknoloji uygulmakta ve yurt dışına
ihracat yapmaktadır. Orta ve yüksek sıcaklık uygulamalarına
ait bazı örneklere Akdeniz Bölgesi’nde rastlanmaktadır.
Ancak bu alanda yerli bir üretici bulunmamaktadır.
Pasif güneş sistemi uygulamaları, binanın tümünün güneş
enerjisinden yararlanılacak şekilde tasarlanması, yaşam
alanlarının fonksiyonel kullanımı ve hatta doğal havalandırma
olanaklarının bu anlayışa eklenmesi sonucu oluşmaktadır.
Genel olarak insanların ısınmak amacıyla düşük
sıcaklık düzeylerine ihtiyaç duyması aslında bu işlevin
güneş tarafından kolayca karşılanabileceği bir ortam yaratır.
Pasif sistemlerde mekanik olarak hareket eden bir
aksam ve toplayıcı yoktur. Bu nedenle, örneğin sıcak su
toplayıcıları pasif sistem olarak tanımlanamaz. Sistemin basitliğine
rağmen kolayca uygulanabilir olması ve yatırım
maliyetlerinin çok yüksek olmaması nedeniyle güneş mimarisi
ve pasif sistem uygulamaları, bir ülkenin genel enerji
arzına en kısa zamanda en büyük katkıyı yapabilecek
güneş teknolojisi seçeneği olarak ortaya çıkmaktadır.
Doğal olarak pasif güneş sistemi uygulamaları iyi bir mimari
tasarım ile başlar. Bu nedenle binanın yapılacağı bölge
ile ilgili iklimsel verilerin, güneş verilerinin ve yöre topoğrafisinin
iyi bilinmesi gerekir. Böylece ilk aşamada optimum
yönlendirmesi yapılan binanın ikinci aşamada ısıl enerji ihtiyacının
minimuma indirgenmesi yani ısı ve su yalıtımının
en üst düzeyde yapılması gerekir. En uygun ve kaliteli olarak
seçilen yapı malzemelerinin de kullanılması koşuluyla
binada pasif güneş uygulaması yapılması sonucu etkin ve
verimli şekilde ısınma ve enerji tasarrufu sağlanabilir.
Gelişmiş ülkelerde pasif sistem uygulamaları hızla yayılmakta
ve ülke bazında enerji arzına büyük katkı sağlamaktadır. Örneğin,
A.B.D.’de yapılan bir çalışma, ortalama ısınma ihtiyacının
%50-%70’lik bir bölümünün, pasif sistem uygulamaları
sonucu tasarruf edilebileceğini ortaya koymuştur.
Türkiye’de pasif sistem uygulamaları yönünden oldukça
şanslı bir konumdadır. Şekil 2, bizlere Türkiye’nin yıllık
güneş enerjisi yoğunluğuna göre ayrıldığı bölgeleri ve
güneş enerjisinden yararlanılarak binalarda isıtmada yapılabilecek
tasarruf yüzdelerini vermektedir. Doğal olarak bu
tasarruf düzeylerine ulaşılabilmesi için özellikle yapı tekniklerinde
önemli değişiklikler yapmak gerekecektir.
Bir binanın yıl boyunca ısnmak için gerekli olan enerji ihtiyacı
Türkiye ve bazı ülkeler için Tablo 1 de karşılaştırılmalı
olarak verilmektedir. Bu tablodan da anlaşılacağı gibi Türkiye’de
ısınma amacıyla büyük enerji israfı vardır. Bu israfı
azaltmadan güneş enerjisi yatırımlarının ekonomik olması
da beklenemez.
Özellikle mimarlık eğitiminde en geniş anlamda bina biyolojisi
ve yeşil bina (çevreyle dost bina) kavramları hızla yerleşmektedir.
Böylece yalnız güneş enerjisi değil aynı
zamanda diğer yenilenebilir enerji kaynaklarından yararlanma,
yapı malzemelerini bu bilinçle seçme ve doğaya
uyum 2000 li yılların mimarisinde etkin rol oynayacaktır [5].
Isıtma ve havalandırmaya yönelik pasif güneş sistemi uygulamaları,
güneş enerjisinin Türkiye’de başarılı olarak uygulanabileceği
en önemli uygulama alanı olarak öncelik
kazanmaktadır. Bu uygulamaya yönelik oldukça yüksek
sayıda çalışma, uygulama mevcuttur. Bu uygulamalar arasında
iş hanları, bazı kamu binaları, siteler, turizm işletmeleri,
kısıtlı sayıda güneş evleri iyi örnekler olarak sayılabilir.
Fotovoltaik sistemler
Fotovoltaik sistemler bilindiği üzere güneş enerjisinden
doğrudan elektrik üreten sistemler olarak tanımlanmaktadır.
Bu tür sistemlerin ana elemanı fotovoltaik (güneş) pilleridir.
Türkiye’de güneş pili üretilmemektedir. Buna karşın
Elektrik İşleri Etüt İdaresi (EİEİ) başta olmak üzere güneş pilleri
uygulamaları üzerinde çalışan çeşitli kurumlar ve üniversiteler
mevcuttur. Ayrıca TÜBİTAK bünyesinde gerek
silikon gerekse ince film teknolojileri üzerinde araştırma yapılmaktadır.
Bu arada telekomünikasyon alanı başta olmak
üzere irili ufaklı çok sayıda uygulama mevcuttur. Son olarak
GAP bölgesinde bazı kümbet evlerde güneş pili uygulaması
yapılmış ve yakın zamanda devreye sokulmuştur.
TÜRKİYE’DE GÜNEŞ ENERJİSİ EĞİTİMİ
Türkiyede güneş enerjisi üzerinde yaygın olarak eğitim verilmektedir.
Tablo 2 verilen dersleri ve verildiği kurum sayısını
özetlemektedir.
Tabloda verilen üniversiteler dışında güneş enerjisi alanında
kurulu bir “Güneş Enerjisi Enstitüsü” bulunmakta
ve ayrıca TÜBİTAK bünyesinde güneş enerjisinin her alanında
araştırma faaliyetleri sürdürülmektedir.
DEĞERLENDİRME
Birinci ve ikinci petrol krizinin aşılmasından sonra genel
olarak önemini yitirdiği düşünülen güneş enerjisi teknolojileri
pasif sistem uygulamaları başta olmak üzere elektrik
üretimi ve endüstriyel buhar üretimi alanlarında ciddi
alternatifler haline gelmektedir. Bunun en önemli göstergeleri
olarak Avrupa topluluğu ülkeleri ve A.B.D.’nin konuya
verdikleri önemle anlaşılabilir.
Güneş enerjisi yatırımlarının en önemli avantajlarından birisi
de istihdam yaratma olanaklarıdır. İstihdam oranını arttıran
en önemli faktörler olarak genelde yaygın kullanım
ve bu nedenle uygulama, devreye alma, işletme, bakım ve
onarım hizmetlerinin de yerel olarak sağlanması gereğidir.
Özellikle gelişmekte olan ve önemli bir istihdam sorunu
olan ülkemizde güneş enerjisi uygulamalarının dolaylı olarak
da olsa getireceği önemli avantajlardan birisi de kırsal
alanlardan kentsel alanlara göçü azaltmasıdır. Yerel olarak
artan iş olanakları ve enerjinin gelmesi göç olgusunu azaltacaktır.
Bu hususun, özellikle içinde bulunduğumuz ekonomik
kriz ortamında artan işsizlik dikkate alındığında ne
kadar önemli olduğu açıktır.
Güneş kuşağı üzerinde yer alan ve sosyo-ekonomik sorunları
bulunan ülkemizde güneş teknolojileri ile ilgili araştırma,
üretim ve uygulama düzeylerinin bu durumda
olmasının nedeni olarak geçmiş hükümet politikalarının
yenilenebilir teknolojileri önemsememesi ve hatta küçümsemesi
olarak özetlenebilir. Gelişmiş ülkelere baktığımızda,
bu ülkelerin güneş alanında bugün bulundukları düzeye
gelmelerinde en önemli faktör, kullanıcılara uygulanan
teşvikler ve firmalar sağlanan finansal desteklerdir. Bu hususların
hiçbirisi ülkemizde yapılmamaktadır. Doğal olarakta
konvansiyonel sistemlere göre daha pahalı olan bu
teknolojiler yatırımcı ve müşteri bulmakta zorlanmaktadır.
Yapılan fizibilite etütleri, özellikle Akdeniz Bölgesi’nin
güneş enerjisi bakımından en önemli bölge olduğunu
açıkça ortaya koymaktadır. Buna rağmen aynı sevindirici
gelişmelerin ülkemiz için de geçerli olduğunu söylemek
zordur. Ülkemiz, bugünkü bilgi düzeyi ve teknolojik olanakları
ile güneş teknolojilerine katkı yapabilecek düzeydedir.
Gittikçe artan çevre bilinci ve kamu baskısıyla
gelecekteki hükümetlerin enerji politikalarında güneş ve
diğer yenilenebilir ve sürdürülebir kaynaklara önem vermesi
sağlanmalıdır.
Güneş enerjisi teknolojilerinin değerlendirilmeleri sırasında
unutulmaması gereken en önemli hususlardan biri de sosyal
ya da toplumsal maliyetlerdir. Konvansiyonel sistemlerin
neden olduğu küresel ısınma, çevre kirliliği (NOx, CO, asit
yağmurları, ozon tabakası, vb.) gibi etkiler, kanser ve diğer
hastalıklar ve ilgili halk sağlığı bütçesi, kullanılabilir alanlardaki
azalmalar, toplumsal göçler, gürültü, doğal afetler ve
jeolojik etkiler bunlar arasında sayılabilir. Bunların bedelini
uzun sürede toplum olarak hepimiz ödemekteyiz [7].
KAYNAKLAR
1. BP Statistical Review of World Energy, Haziran 2008.
2. Türkiye 10. Enerji Kongresi Enerji İstatistikleri, 27-30 Kasım 2006, İstanbul
3. Gençoğlu, M.T., Cebeci, M., Türkiye ‘nin Enerji Kaynakları Arasında Güneşin
Önemi, Türkiye 8. Enerji Kongresi, cilt 2, sayfa 63-73, Mayıs 2000.
4. Özil, E. ve Özpınar,A. “Sanayide Elektrik Enerjisinin Rasyonel Kullanımı”,
Elektriğin Etkin Kullanımı Dalaman Çalıştayı, Mayıs, 2001.
5. Heperkan, H., Olgun, B., Kurtuluş, O., “Yeşil Binalar ve LEED”, RVC-İstanbul,
Sayı: 4, sayfa 10-12, Şubat 2009.
6. Özil, E., “Güneş Enerjisinin Dünü Bugünü ve Yarını”, 2 inci. Güneş Pilleri
Dalaman Çalıştayı, Eylül 2001.
7. Heperkan, H., Olgun, B., Kurtuluş, O., “Türkiye Enerji Pazarında Yenilenebilir
Teknolojiler”, RVC-İstanbul, Sayı: 12, sayfa 16-20, Ekim 2009.
<<< Geri
|